Derya EKİM ÖZTEPE
İstanbul Teknik Üniversitesi
Doktora Programı

Un Studio / Design Model

Günümüzün küreselleşen dünyasında ve karmaşıklaşan ilişkilerinde yeni teknolojilerin tasarım sürecine katkılarının araştırıldığı, imaj tüketimi ve yeninin geçiciciliği durumunda zaman ve mekân ilişkisinin yeniden sorgulandığı “

Postmodern duruma özgü parçalanmış ve bireysel proje yaklaşımına eleştirel duran UN Studio, “Design Model” çalışması ile kendi içinde sürekliliği olan, tasarım süreciyle yakından ilişkili ve mimarinin çeşitli öğelerinin birbiri ile ilişkisini yeniden tanımlayan bir tasarım yaklaşımı sunar. Bu modele altlık hazırlayan düşüncelerini “Liquid Politic” adlı çalışmalarında “süreç odaklı tasarım” olarak ele alırlar. Organizasyonel bir yapı olarak tanımlanan tasarım yaklaşımı, homojen ve lineer olanın temsiliyetinden ziyade varoluşun bir süreç alanıdır. “Liquid Politic” aslında politik bir boyutu olan “akıcı” süreçlere işaret eder ki bu da mimarinin “yapma” edimini derinden etkiler. “Liquid architecture”, Akıcı Mimarlık olarak tanımlanan mimari tasarım yaklaşımı da eriyen, akıcı biçimlerle üretilen projeler anlamında biçimci bir yaklaşım değildir aslında. Bina tasarımı ve yapımı, dinamik ve interaktif süreçler sonucu ortaya çıkar. Akıcı Mimarlık yaklaşımı da tam anlamıyla kavramsal, mimarlığın kendisine dışarıdan etki eden çoklu güçlerin kompleks ilişkisinden bahseder. Mimari, bizi çevreleyen dünyanın yeni yollarla gösterimidir. Bugün değişen örüntüler bağlamında da mimarın rolü yeniden değerlendirilir. Dijitalleşme ve küreselleşme sayesinde mimari pratik, derin ve hızlı bir biçimde dönüşmektedir. Akıcı süreçler içerisinde mimar, geleceğin moda tasarımcısı olma yolunda ilerlemektedir. Mimarın pratiği sınırsız bir görsel stüdyo olarak düzenlenmektedir. Geleceği giydirme, olayları önceden görme ve dünyaya ayna tutma mimarın etki alanlarını sunmaktadır.

Mimarın bir iletişim aracı olarak mimari bir görsellik oluşturma yetileri yeni teknikler ile geliştirilir. Özel görselleştirme tekniklerinin kullanımı sayesinde görsel ve maddesel örgütsel yapıları yeniden düşündürüyor. Yeni teknolojilerin kullanılması bilginin geçirgenliğine olanak tanıyor. Geometriden maddeleşmeye doğru evrilen bir süreçte deneysel pratik, soyut fikirler ile fiziksel dünyayı birleştiriyor. Yeni prosedürler ve yeni teknikler ile tasarımda araziye özel ve proje bazlı deneyimler ediniliyor.

Dolaysız olarak sunulan typology, iconography ve metafora karşıt olan Un Studio, bununla birlikte özellikle yarışma projelerini örnek verir. Bu tür binalarda bir “landmark” olma özelliği ve ikon niteliği aranır. Mimari Tasarım bu tür bir isteğe nasıl cevap verebilir? Yeni, ilginç ve anlamlı imajlar nasıl yaratabilir? sorularına cevar arar.

Bugün tehlike olarak görülen mimari imaj problemi ise iki türlü açıklanır. Birincisi, anlaşılamayacak derecede zor olma ve ikincisi ise bir bağlılık durumuna işaret eden “stil” terimine karşılık gelen durumdur. Bu stillerde “syntactical” ilke etkili büyük güçler tarafından düzenlenir ve endüstrinin prosedürleri ve kuralları etrafında toplanır. “Modernizmin asimetriliği ve uyumsuzluğu stil içinde dondurulmuştur. Aynı şekilde düzen ve simetri de neoklasik düzende dondurulmuştur.” der Un Studio. Stil, endüstri güçleri ve onun kuralları etkisinde biçimlenir. Yeni bir endüstriyel ürün kamusal alanda tanıştırıldığı an geçici bir özerkliğin formudur. Bir yere ait değildir, fakat taze ve gizemlidir. Üretim süreçleri ve pazar araştırmaları sonucudur. Ürün ilk karşılaşıldığında duyulan “yabancı” olma etkisini çok geçmeden kaybedecektir. Her detay icat edildiği an yayılır ve kendisinin dekoruna dönüşür. Nesne artık yabancı olmaktan çıkınca sahip olduğu özerklik de geçersiz kılınacaktır.

Önemli bir paradigmaya bağlı kalmaktansa UN Studio “Design Model” üzerinden birçok öğenin entegrasyonunu önerir. Bu basit bir yüzey veya kıvrım durumu değildir. Mimarlığın inşaa işinin gerçek parçalarını dahil etmek düşüncesiyle olası kavramları araçsallaştırır. Design Model karmaşıklığa yoğunlaşır; tasarımcıyı yönlendiren kendi gösterici prensipleri olduğu kadar konstrüksiyon, yapım, bütçe ve program onun kapsamındadır. Design model prototiptir, gelişebilir, evrilebilir ve çeşitli projelerde ve durumlarda yorumlanabilir. 1990’lı yılların ortalarından itibaren aracının bir formu olarak düşünülen “diyagram” dışsal, özne ve nesne arasında bulunan bir öğe ve projenin diğer öğeleri ile birleştirilerek kullanılır. Diyagramlar fikir üretmek ve saf düzenleyici / örgütsel yapıların içindeki ilhamı, esini bulmaktadır. İkonografik ve metaforik değil, güçlü fakat henüz rasyonelleşmiş kavramsal potansiyellerdir. Diyagramlar bilgi yüklüdürler ve önceden mevcut uygun bir diyagram halihazırda bulunamaz, mimarlar kendi diyagramlarını üretmeyi öğrenmek durumundadırlar. Kentsel yapıları yeniden tanımlarken diyagramları kullanabiliriz. Kentin hareket alanlarını ve popüler uğrak ve geçiş yerlerini belirleyebiliriz. Özel diyagramlar lokasyon’da meydana gelen durumları gösterme eğilimindedir. Kullanıcı kategorilerini tanımlamaya, zaman_bazlı parametrelere ve araziye ilişkindir. Akışın soft fikrinden, gerçek ve üzerinde çalışılabilir mimari parçalar ile hard parametreler yapılandırılır ve kurgulanır. Diyagramlar farklı aktörler arasındaki etkileşimi vurgular. Bu ilişki yaklaşımında diyagramlar, bütünsel bir davranış içerisinde yerlerin potansiyel gelişimleri içinde yeni bakışlar üretir. İnşa edilmiş olan bir projenin başarısı tasarım operatörleri içerisinde bağlamın net anlayışı ile ilişkindir. Yer’in potansiyellerini anlamak için “yer” hakkında sosyal, topografik ve çevresel bilgi toplanır ve tasarım sürecine dahil edilir. “Üretim sürecine” odaklanan mimari yapımın aksine “tasarım sürecine” verilen önem ve bağlam öne çıkar.

20.yy’da mimarlığın üretim sürecine ilişkin olan “tekrar” kavramına farklı bir bakış sunar Un Studio. Esas olarak mimarlıkta “tekrar” ekonomik amaca uygunluğun olgusudur. Daha çok da üretim süreçleri ile ilintilidir. İdeolojik olarak tekrar, standartlaşmanın modernist prensibinden ayrılamaz ve kitle üretimi elemanlarından inşaa edilen bir mimariye işaret eder. Un Studio ise “tekrar” olgusunu yeni potansiyellere açılan bir araç olarak görür ve ona “anlamlı bir davranış” yükler. “Tekrar, sanatsal tekrarlar, film şeritleri içerisinde bir işi tekrar etmek, kopyalamak, hareket etmek, tekrar tekrar aynı hareketleri taklit etmektir. Fakat birbirlerinden farklı olarak tekrar eden bu hareketleri gözlemleyerek UN Studio, farklı yollarla uygulanabilir ve manipule edilebilir belirli diyagramlar bulur. Mobius Strip ve Klein Bottle gibi matematik modellerin varyasyonlarını farklı projelerde farklı yollarda kullanır. Yapıya ait içsel durumlar, hareket, yönlendirme ve yönelme, matematik diyagramlar yardımıyla ifade edilebilir. Farklı bir proje için farklı diyagram anlamlı olabilir. Haftanın belirli günlerinde yerin kullanım örüntüleri gibi. Diyagramlar aracılığıyla tasarım yapan UN Studio, bağlamdan kopuk, sanal bir dijital tasarımı aslında eleştirir. Bunun üzerine” Tasarım Modellerine Niçin ihtiyacımız var?” sorusunu sorar. Bugün mimarlık birçok kısıtlamalara tabii iken güncel tekniklerin limit tanımaması bir paradokstur. Dijital devrimin etkisi ile yapılan parametrik tasarımlarda, uygun olmayan keyfi parametre seçimleri sonucu biçimsiz, mantığa aykırı yapımlar ortaya çıkmaktadır. Parametrik tasarımda sorunlu olan şey, ciddi biçimde ön_planlama gerektirmesidir. Temalar biriktirilir, parametreler seçilir ve tasarımı düzenlemede bunların bir kısmı araç olarak kullanılır. UN Studio’ya göre, bugün içinde bulunduğumuz durum, hayal ürünü ve fantazi tekrar haline geldi. Teknik ise önemsiz bir ritüel. Beaux Arts’da da aynı dokusuz, süregiden olağanüstü biçimsiz parçalar ve dalgalı burmalar tekerrür etmişti. Buna karşılık her tasarımcının kendi “tasarım modeli” olması gerekir. Bireysel proje ve bireysel tasarımın yerine bugün bir projeden diğerine geçişken modellere ilişkin bir bakış gerekmektedir. Un Studio tasarımlarında birer “diyagram” olarak kullanılan matematik modelleri iki farklı yapı üzerinden okuyabiliriz.

Mobius Evi, Süregiden bir Farklılık olarak Yaşam
Tasarım yaklaşımında “Kapsamcı” düşünce ile konstrüksiyon, program ve sirkülasyon dinamikleri kesintisiz olarak birbirlerine eklemlenir. Mobius evi program, sirkülasyon ve yapının kesintisiz entegrasyonunu özel bir görev edinir. Bir bina içinde farklı aktiviteleri kaynaştırır ve birleştirir. Döngü kompozisyonu içinde çalışma, sosyal hayat, aile hayatı ve bireysel zaman bir arada kurgulanır. Hareket bu döngü sayesinde aktif bir günün örüntülerini izler. Mobius strip bir matematik modelin katılığı içinde kullanılmaz, onun yerine bir diyagram olarak yorumlanır; malzeme, mekân, ışık ve hareket olarak mimari parçaların düzenleyici, örgütsel bir yapı oluşturması anlamında kullanılır. Birbirine kilitlenen halka ve birbiri içine giren iki yürüme yolunun geçişini düzenler. Aslında iç mekanlar haç şeklinde dörde ayrılmıştır. Dengeli kompozisyon işlevsel öğelerin yerleştirilmesiyle zenginleştirilir. Malzemelerin hareket yapısı tersine çevrilir. Evin yapımında kullanılan iki ana malzeme cam ve beton alışılmış kullanımlarının dışına çıkarak yer değiştirirler. Beton, ev mobilyasının bir parçasına, cam da duvara dönüşür. İç mekanın dönüştürücü geometrisinin etkisi ile konstrüksiyon, dolaşım ve programın birlikte farklı odak noktaları oluşturmasına ve çoklu perspektifler yaratmasına imkan tanır.

Mercedes Benz Müzesi
Matematik biliminde “Knot Theory” olarak keşfedilen “Trefoil” biçim, Mercedes Benz yapısında topolojik niteliklere sahip geometrik cisimlerin bir incelemesi, hareket, yönlendirme ve yapının içsel hareketini temsil eder. Mercedes Benz kıvrımların ve tekrarın binasıdır. UN Studio’ya göre “tekrar” kavramsal bir araç olarak yoğunluklar, boşluklar ve metaforlar yaratır. Müzenin yapısal tekrarları, duvarı, odası ve sanatı olmayan bir müze üretir. Düzenleyici ve mekânsal stratejiler ile “elegant” bir form yaratılır. Yüzeyin sürekliliği ile biçimsel bir denge kurulur. Müzenin mekânsal deneyimi hareketi ve tekrarı hissettirir. Birbiri üstüne örtüşen 3 dairesel geometriye sahip mekân, ziyaretçiyi merkezkaç kuvvetlerine tabii tutar. Yönlendirme neredeyse imkânsız buna rağmen yolunuzu kaybetmeniz de eşit oranda imkansızdır. Diyagonal kesişen mekânlarla yaratılan sürekli bir hacim kurgusu mekânsallaşmanın beklenmedik duyumlarını verir. Binanın dışında iken içinde olduğunuzdan çok daha küçük hissedersiniz; onun doluluğu boşlukları kucaklayan betonun kıvrılan kütlesidir. İzleyici, sahne benzeri platformda sabit ve ayakta durduğu anda bina onun çevresinde dönüyor hissine kapılır.

Sonuç
Günümüzün dijital ve bilgi teknolojileri ile diyagram ve parametreler üzerinden mimari tasarımın gerçekleştirilmesi, sanal ortamın sınırsız olasılıkları ile tutarsız ve biçimsiz bir hal almıştır. Bununla birlikte mimarlık sınırlı dinamikler üzerinden inşa edilir. Bu paradoks bugün diyagramlar aracılığı ile tasarımı yeniden sorgulatır ve bağlama uygun parametre ve diyagram üretimini zorunlu kılar. Tekrar ise endüstrinin vazgeçilmez bir güdüsüdür. Tekrar durumu “stil”leri yaratır, fakat tasarımcının öznelliğini de elinden alır. UN Studio “tekrar” olgusunu üretim sürecinden tasarım sürecine dahil ederek potansiyel durumlar arar. Her defasında farklı bir duruma karşılık gelen tekrar, izleyicinin algı dünyasını uyandırır ve yeninin geçiciliğine karşı durur. Bugün bir moda olarak görülen mimarlık tasarımcı öznelliği, bağlamsalcı mimarlık anlayışı ve tasarıma dahil olan karmaşık ilişkilerin bir aradalığı ile zamanın geçiciliğine karşı yaratıcı bir mekânsal anlayış sunabilir. Mimarların tasarımı durdurup dönüştürmeye başladıkları anda...

Referanslar:
Ben Van Berkel, Caroline Bos, 2006, Un Studio / Design Model, Thames and Hudson, London.
Ben Van Berkel, Caroline Bos, 1996, Liquid Politics, Thames and Hudson, London.
Ben Van Berkel, Caroline Bos, Architectural Design, 2007, April, Elegance.