Edip Cansever'in "Bir Otel de Sizin Adınız" İsimli Şiirinde Yapı ve Anlam
BİR OTEL DE SİZİN ADINIZ
Giriniz
Giriniz, giriniz
Elbette, tam zamanında geldiniz
Sardunyalar sardunyalara akarken
Günler tane tane günlerimize sarkarken
İç içe geçmiş bardaklar gibi
Dış dışa geçmiş kolyeler gibi
Odalardan odalara bakışımlı
Aşk ışıklı sürahiler gibi
Günler günlerimize tane tane damlarken
Diyorum
Bir kuşluk vaktinin sarı solgun söylemiyle
Düşlerde görülen bir başkasının düşünden
Neden olmasın siz de geçiniz.
Geçiniz
Geçiniz, geçiniz
Üstelik tam zamanında geldiniz
- Az önce, biraz sonra ve şimdi -
Yani vakitlerden bir dokunma vakti
Ne güzel, hep birden çıkageldiniz.
İyi yaptınız, doğrusu çok iyi yaptınız
Siz sayın bayanlar, siz sayın baylar
Değil mi bundan böyle
Bir otel de sizin adınız.
I. Şairin Kanı
1955 Sonrası Türk Şiiri; Garip Akımı ve Toplumcu Gerçekçiler’in dışında İkinci Yeni’nin ilk ürünleri ile tanışır. 1957’de Edip Cansever’in “Yerçekimli Karanfil”i, 1958’de İlhan Berk’in “Galile Denizi”, aynı yıl Cemal Süreya’nın “Üvercinka”sı, 1959’da Turgut Uyar’ın “Dünyanın En Güzel Arabistanı” ve Ece Ayhan’ın Kınar Hanımın Denizleri” İkinci Yeni’nin tetikleyici ürünlerini oluşturmuştur. İlk kitabının yayınlanığı tarih olan 1986’ya dek yaklaşık kırk yıllık süre zarfında Edip Cansever’in poetikası bireysel ve toplumsal dram üzerinde yoğunlaşmıştır. İlk şiirlerini yayınladığı 1940’lar ve 1950’lerin ilk yıllarını poetikası bağlamında geçiş önemi olarak kabul eden Cansever, Garip Akımı ve İkinci Yeni arasındaki bağı bir sebep sonuç ilişkisinin dışına ele alır. Edip Cansever, İkini Yeni şiirinin Garip şiirine karşı doğrudan bir tepki şiiri olmadığını savunur. 1 O’na göre Garip şiirinin temel problemi halk ilini yakalama yolundaki şiirsel zorlamalardır. Bu doğrultuda Cansever’in önerisi “Düşüncenin Şiiri”dir. Çözümleyici konumda bulunan şair, sahip olduğu saf düşünceyi duygularından arındırmalıdır. Şiirsel mutluluğa düşüncenin en yalın hali ile ulaşılabilir. “Tek sesli şiirden, çok sesli şiire yönelişteki en kapsamlı ölçü düşünsel ussal bir ölçüdür.” 2 Bu yorumlar Cansever’in poetikasını daha yalın bir biçimde ortaya koymaktadır. Cansever’in şiirindeki şiirsel özne, toplum içerisinde yalnızlaşan ve mutlak bir sıkıntı hali içerisinde bulunan insan üzerine kuruludur. Çağrılmayan Yakup, Ruhi Bey ve Oteller Kenti sakinleri birbirlerine koşut niteliklere sahip karakterlerdir. Cansever bireyi toplum içerisinde somut olarak görünür duruma getirmiş ve daha da derinlere inerek onun içsel dramını ortaya koymaya çalışmıştır. Bu düşünce doğrultusunda Cansever’in kullandığı dil öykülemeci bir dil olmakla birlikte zengin imgelem gücü içermektedir. Çoğu şiirinde şiirsel özne Cansever’in otoportresini yansıtmaktadır.
II. Cansever’de Otel İmgesi
Oteller birbirlerinden farklı, birbirlerine yabancı karakterlerin geçici bir süre zarfında bir arada yaşadıkları mekanlardır. Cansever, otel imgesini şiirlerinde kimi zaman farklılıkların bir arada bulunduğu / çakıştığı bir dünya olarak, kimi zaman da kişiliklerin birer yansıması olarak ele alır. Nesne konumundaki otel odaları sonsuz bir durağanlık içerisinde müşterilerini beklerken, ikamet eden özneler sürekli değişirler.
1970 tarihli “Otel” isimli uzun şiirinde Cansever bir bakıma onbeş sene sonra yazacağı “Oteller Kenti” kitabının ilk dizelerini ortaya koymuştur. Salon, koridor, merdiven gibi mekansal özellikleri tasvir eden şiirde otelin imgesel nitelikleri de sunulmuştur: “Ölüler dirilirdi. Çıkamazdım ki otelden / Ben otelden hiç çıkamazdım ki / Her şeyi bilen bir adam gibi gelip geçerdi / Kış / Ve hayaletler halinde yaz sürüleri / Gündüz ve gece / Gece desem gece, günüz desem gündüz / Ve desem ki, sonuncu günü / Dünyanın insan eliyle yaratılmasının / Sonuncu günü / Koridorlardan geçerdim.” 3 Cansever bu şiirde otel ile ölüm arasında bir benzerlik kurmaktadır. Bu düşünce Adorno’nun Minima Moralia’da değindiği otel - mezarlık benzerliği ile koşut niteliktedir. 4 Otel bir bakıma ölülerin ve yaşayanların aynı anda bulunduğu ve kendine özgü yasalarla idare edilen bir mekan halini almaktadır. Cansever bu durumu şiirinde “akvaryum” metaforu ile dile getirir: “Sanki bir akvaryum içinde / Yapayalnız kaldım da ben / Yanıma başka akvaryumlar ve / İçinde başka birileri / Doğrusu müthişti bu, denizin icat ettiği bir mezarlık gibiydik başka değil.” 5
1976 tarihli “Bir Otel Kâtibi” isimli şiirde otelde “birikenler” yine insana ait muhtelif yaşantılardır: “Kokular vardı ayrı ayrı, ben unutmuşum / Hepsi şimdi bir otelin kokusu / Kullanılmış çamaşırların ve bavulların kokusu / Ve telefonların ve kapısı açık helaların / Ve hasta soluklarının, tozlu yer halılarının / Sabahlara kadar yanan ampullerin kızgın / Birbirine karışmış, değişmeyen kokusu.” 6 Tüm bu biriken kokular yekünde sıkıntı ile çevrelenmiş bir dünyayı imlemektedir. Bu açıdan ele alındığında Cansever’in “Bir Otel Katibi” isimli şiirinde işlenen karakter ile Yusuf Atılgan’ın 1973 tarihli “Anayurt Oteli” romanının başkahramanı Zebercet arasında ilgi çekici benzerlikler bulunmaktadır.
1980 tarihli “Yaz ve Kış Otelleri” şiirinde Cansever, oteli sürekli bir devinim içerisindeki dünya ile özdeşleştirmiştir: “Bütün bir yıl neler oldu neler geçti kim bilir / Sevdalar şurda burda / Yaz ve kış otellerinde neler birikti.” 7 Otelde ya da yerine konulan ‘dünya’da biriken şey; yaşama ait devinimler, sevdalar ve insanın varoluşunu imleyen ‘her şey’dir.
1982 tarihinde yayınlanan “Bezik Oynayan Kadınlar” kitabının ana karakterlerinden Seniha için ise otel bir “sınır”dır; “Özür dilerim dünya / Ben bu otelden çıkamam / İmza : Seniha.” 8 Kitabın ilk bölümlerinde oteli mekansal, somut bir nesne olarak tanımlayan Cansever sonraki şiirlerde oteli efsunlaştırmış ve otelin “iç”inin ve “dış”ının farklı anlamsal değerlerini vurgulamıştır. Bu açıdan ele alındığında otele yüklenen soyut mekansal anlam “Otel” şiirinde olduğu gibi onu mecazi anlamda ölülerin evi durumuna taşımaktadır.
III. Oteller Kenti / Şiirin Dekoru
“Oteller Kenti”, Edip Cansever’in hayattayken yayınladığı son kitaptır. Dramatik şiirlerden kurulu eser kimi zaman diyalog şeklindekimi zaman
ise monolog şeklinde gelişir. Cansever 1978 tarihli bir söyleşisinde özellikle uzun şiirlerde öykü, tiyatro, düzyazı gibi edebi türlerden yararlandığını
belirtir. 9 Bu bağlamda özellikle Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup, Ben Ruhi Bey Nasılım, Bezik Oynayan Kadınlar ve Oteller Kenti kitapları birer şiir kitabı olmakla birlikte sahip oldukları şiirsel yapı vesilesi ile tragedya olarak da değerlendirilebilirler. Aristoteles Poetika’da tragedyanın altı öğesini şu şekilde tanımlamıştır; öykü (mythos), karakterler, dil, düşünceler, müzik ve dekor’dur (dekoration). 10 Dekor; Cansever’in bir çok şiirinin kurgusal temelini oluşturur. Cansever’in çevresindeki nesneleri ve mekanları algılamasındaki seçicilik onun dekor kurgusunu zenginleştirir. Oteller Kenti’nin yayınlanmasından üç sene evvel Cansever bir söyleşisinde “Her şey sürekli değiştiğine göre bakmanın, görmenin bütün olanaklarını denemekten yanayım” yorumunda bulunmuştur. 11 O’nun Oteller Kenti’nde kurguladığı dekor; peşpeşe devinimlerin, bakmaların ve imajların okuyucuda da benzer nesnel karşılıklar çağrıştıracak şekilde aktarılmasıyla ortaya çıkan mekansal tanımlamalardır: “Burası arka bahçe, şu gördüğünüz / Ya da pek görmediğiniz - her neyse - / Bir tenis kortunun yaşlı yorgun anısı / Otlar bürüdü üstünü. Biraz yaklaşır mısınız / Yaklaştınız mı, evet, şimdi bakınız / Uzun, tüylü bir örtüyü kaldırır gibi / Kalın, eski bir giysiyi sıyırır gibi...” 12 Oteller Kenti’nin ikinci şiiri olan “Tenis Topu” şiirinde dekor, yıpranmış bir tenis kortu iken kitabın sonraki bölümlerinde Cansever şiirini yüzme havuzu, yemek salonu, lobi gibi otelin diğer mekanlarında kurgulamıştır. Bu izafi mekanlar yekünde Oteller Kenti’nin şiir dekorunu oluşturmaktadır.
Oteller Kenti dört bölümden oluşur; Otel Oteli, Eros Oteli, Sera Oteli ve Phoenix Oteli. Özellikle Eros Oteli ve Sera Oteli şiirlerinde Cansever’in dili kimi zaman tamamen düzyazıya dönüşür. Her bir şiir, kitap bütünlüğünde ele alındığında kısa birer hikaye şeklini alır. Oteller Kenti, 1976’da yayınlanan “Ben Ruhi Bey Nasılım”ın şiirsel dili bağlamında koşutu niteliğindedir. Cansever, otel imgesini daha evvelki kullanımlarından farklı olarak “Oteller Kenti”nde kişileştirmiştir. Bir tenis maçının hemen öncesini anlatan “Tenis Topu” şiirinde karakterlerin her biri farklı bir otel olarak betimlenir: “Dönüp arkanıza niye baktınız / Siz sayın bayanlar, siz sayın baylar / Değil mi bundan böyle / Bir otel de sizin adınız.” 13 Sera Oteli isimli şiirde ise Cansever hem zamanı hem de mekanı muğlaklaştırır ve bu durum karşısında yersizleştirdiği özneleri ‘otel’ metaforu bağlamında yeniden konumlandırır: “Dışarı çıkmadık, çünkü hep dışarıdaydık / İçeri girmedik, çünkü hep içerideydik / Bir oteldik ki hepimiz / Öylece otel kaldık.” 14
IV. “Bir Otel de Sizin Adınız” Şiirinde Yapı
Edip Cansever’in şiiri tek tek dizelere değil, dizeler toplamına dayanmaktadır. 15 “Bir Otel de Sizin Adınız” şiiri bu yargı ile aynı paralelliktedir. Henüz 1964’de “Mısra işlevini yitirdi.” 16 yorumunu yapan Cansever’de mısra amaçtan ziyade araç görevini üstlenir. Şiirlerinde büyük oranda öykülemeci bir dil kullanan Cansever’de mısra ve biçim, ‘Bir Otel de Sizin Adınız’ şiirinde olduğu gibi geri planda kalır ve şiirin bütünü ile anlam kazanan düşünce ön plana çıkartılır.
“Bir Otel de Sizin Adınız”, Oteller Kenti’nin giriş şiiridir. Şiirde 21 tane tek heceli, 38 tane iki heceli, 30 tane üç heceli, 10 tane dört heceli ve 4 tane beş heceli sözcük kullanılmıştır. Cansever, kitabın ilk şiirinde özellikle az heceli sözcükleri tercih etmiş ve şiirin ses akışkanlığını güçlendirmeyi amaçlamıştır.
“Bir Otel de Sizin Adınız” şiirinin yayınlanmasından üç sene evvel, 1982’de Cansever şiirdeki ses ile ilgili şu yorumda bulunmuştur: “Ben son günlerde şöyle düşünmeye başladım: Şiirin içinde sesi gezdirmek. Elimden gelse uyak ve ses benzerliklerini atacağım. İç sesleri ve dış sesleri attıktan sonra ne getirebilirim yerine? Ben şiirde akustik diye bir şey düşünüyorum, ses dağılımını, tıpkı konser salonundaki gibi şiirsel yapıda dağıtmak ve ortaya çok değişik bir ses çıkarmak.” 17 Bu doğrultuda şiir yorumlandığında ikilemeler ve sözcük yinelemeleri dikkat çekmektedir. Şiir aynı kelimenin peşpeşe üç kez tekrar edilmesi ile başlamaktadır: “Giriniz / Giriniz, giriniz”. Peşisıra ilk kıtada “sardunyalar sardunyalara / tane tane / iç içe / dış dışa / odalardan odalara / günler günlerimize” gibi ikilemeler ve sözcük tekrarları kullanılmıştır. Bu sayede şiirdeki ses ögesi vurgulanmaya çalışılmıştır. Cansever 1982’deki söyleminin dışında bu şiirde uyaktan ve dize sonlarındaki ses benzerliklerinden vazgeçmemiştir: “giriniz - geldiniz - geçiniz - çıkageldiniz / akarken - sarkarken - damlarken / gibi - şimdi - vakti”. Oteller Kenti’nin öykülemeci dile sahip dramatik şiirleri ile mukayese edildiğinde “Bir Otel de Sizin Adınız”, üzerinde özellikle durulmuş, ses ve ritim ögelerinin ön plana çıkartıldığı, tüm fazlalıklarından ustaca arındırılmış bir şiirdir.
V. “Bir Otel de Sizin Adınız” Şiirinde Anlam
Cansever, “şiirde anlam” konusunda, “... ben şiirimin çok çeşitli anlamlara gelmesini istemem. Neyi söylüyorsam tam yerini bulmasını isterim.” 18 yorumunda bulunmuştur. Kitap bütünlüğünde değerlendirildiğinde “Bir Otel de Sizin Adınız”daki şiirsel özne, “otel”i çok iyi tanımlayabilen bir otel müşterisi ya da bizatihi otelin sahibi konumunda bulunan bir karakterdir. Şiirsel özne son derece nazik bir dil kullanarak “otel”e yeni gelen “müşteri”leri karşılamaktadır: “Giriniz / Giriniz, giriniz / Elbette, tam zamanında geldiniz”. 1976 tarihli “Ben Ruhi Bey Nasılım”daki otel, birbirinden farklı ruh hali içinde bulunan karakterlerin ortak olarak yaşadıkları bir mekan; dünya olarak betimlenmiştir. 1985 tarihli “Bir Otel de Sizin Adınız”da Cansever otele persona niteliği kazandırır. Birbirinden bağımsız yaşantıların, devinimlerin, sıkıntıların adı artık hem mekan olarak hem de özne olarak “otel”dir.
“Sardunyalar sardunyalara akarken / Günler tane tane günlerimize sarkarken / İç içe geçmiş bardaklar gibi / Dış dışa geçmiş kolyeler gibi / Odalardan odalara bakışımlı / Aşk ışıklı sürahiler gibi / Günler günlerimize tane tane damlarken”. Cansever, bu dizelerde insan yaşamını bardak, kolye, sürahi gibi nesnelerle ve otel odaları ile adlandırmaya çalışır. Önceki bir çok şiirinde olduğu gibi bu şiirinde de Cansever nesne - özne arasındaki ilişkiyi / bağı tanımlar / adlandırmaya çalışır. Bu açıdan ele alındığında Jean Paul Sartre’ın “Bulantı”sında işlenen ve nesnelerin varoluşları ile özne üzerindeki baskısını anlatan dil Cansever’de de benzer şekilde kendisini gösterir. Oysa Cansever’in varoluşulukla ilgili düşünceleri bu durumu tesadüfi bir benzerlik haline getirir. 1982 tarihli bir mülakatında şunları aktarır: “Öncelikle varoluşculuğa yatkın değilim. Felsefi bir akım olarak da dünya görüşüme ters düşer. Yalnız birey ve toplum karşısında alığım tavır, bazı noktalara varoluşculukla yan yana getirir gibi olmuştur beni. İnsan dramına fazlaca ağırlık vermemden ötürü, bazı yazarları benim varoluşculuktan yararlandığım kanısına götürmüştür.” 19
Cansever; “giriniz” fiili ile başlattığı şiirin ilk kıtasını “geçiniz” fiili ile tamamlar. “Diyorum / Bir kuşluk vaktinin sarı solgun söylemiyle / Düşlerde görülen bir başkasının düşünden/ Neden olmasın siz de geçiniz”. Bu dizelerle Cansever okuyucuyu farklı bir mekansal / imgesel duruma “geç”meye davet eder. Kitabın sonraki şiirlerinde okuyucu otelin farklı mekanlarında gezdirilir ve otel bir ‘ayna’ gibi okuyucunun karşısına sunulur.
“Geçiniz / Geçiniz, geçiniz / Üstelik tam zamanında geldiniz / - Az önce, biraz sonra ve şimdi - / Yani vakitlerden bir dokunma vakti / Ne güzel, hep birden çıkageldiniz.” Şiirin ikinci kıtasında Cansever devinen zamana vurgu yapmaktadır. Otele “tam zamanında” gelinmiştir: az önce, biraz sonra ve şimdi. Zamanın bu üç farklı hali otelde bulunan birbirlerinden farklı öznelerin yaşantılarındaki değişkenliklerinin yansıması olarak kabul edilebilir. Her özne kendi zamanını yaşar ve otelde ‘tam zamanında’ bulunma hali özneden özneye farklılık gösterir.
Cansever şiirini, ismi ile sonlandırır: “İyi yaptınız, doğrusu çok iyi yaptınız / Siz sayın bayanlar, siz sayın baylar / Değil mi bundan böyle / Bir otel de sizin adınız”. Otel bundan böyle hem hayatı temsil eden düşsel bir mekandır hem de onu ziyaret eden karakteri yansıtan bir aynadır.
VI. Sonuç Yerine
Oteller Kenti, Edip Cansever’in hayattayken yayınladığı son kitap olmuştur. Cansever, vefatından aylar evvel Seyit Nezir ile gerçekleştirdiği bir söyleşide: “Oteller Kenti şiirimin vardığı son durak değil elbette. Ne var ki, bundan sonra şunu şunu amaçlıyorum da demiyorum. Çünkü amaçlamak, özsel olsun, biçimsel olsun şematizmin şiirde geçerli olduğunu kanıtlamak anlamına gelir ki, bu da şiirin özgül işleyişine ters düşer.” yorumunda bulunmuştur. 20 Bu yorum dahilinde “Bir Otel de Sizin Adınız” şiiri ve Oteller Kenti kitabı Cansever bibliyografyasında bir ara ürün olarak görülmekle birlikte İkinci Yeni’nin 80’li yıllardaki en yetkin eserlerinden biri olarak yorumlanabilir. “Bir Otel de Sizin Adınız” şiiri ile Cansever önceki şiirlerinde sıkça kullandığı “otel” imgesine persona niteliği de katar. “Bir Otel de Sizin Adınız” şiirini içeren Oteller Kenti’nin, “Ben Ruhi Bey Nasılım” gibi bir tiyatro oyunu olarak sahnelenmesi, Ruhi Bey’in 6 yıllık aralıksız gişe başarısı sonucunda hassasiyetle değerlendirilmesi gereken bir konu teşkil etmektedir.
KAYNAKLAR
- Edip Cansever, Gül Dönüyor Avucumda, Adam Yayınları, İst.,1998, 4.bs., s.46
- A.g.e., s.57
- Edip Cansever, Yerçekimli Karanfil / Toplu Şiirleri I, Adam Yayınları, İst.,1997, 7.bs., s.280
- Theoor W. Adorno, Minima Moralia, Metis Yayınları, İst., 2007, 5.bs., s.122
- Edip Cansever, Yerçekimli Karanfil / Toplu Şiirleri I, Adam Yayınları, İst.,1997, 7.bs., s.284
- Edip Cansever, Gül Dönüyor Avucumda, Adam Yayınları, İst.,1998, 4.bs., s.50
- Edip Cansever, Şairin Seyir Defteri / Toplu Şiirleri II, Adam Yayınları, İst.,1995, 5.bs., s.159
- A.g.e., s.238
- Edip Cansever, Gül Dönüyor Avucumda, Adam Yayınları, İst.,1998, 4.bs., s.88
- Aristoteles, Poetika (çev.: İsmail Tunalı), Remzi Kitabevi, İst, 2002, 10.bs., s.23
- Edip Cansever, Edip Cansever’le “Yeniden” üstüne konuşma, Yazko Edebiyat, Sayı:18, Nisan 1982, s.136 (Söyleşiyi Yapan: Sennur Sezer)
- Edip Cansever, Şairin Seyir Defteri / Toplu Şiirleri II, Adam Yayınları, İst.,1995, 5.bs., s.335
- A.g.e., s.337
- A.g.e., s.402
- Baki Asiltürk, Hilesiz Terazi, YKY, İst., 2006, 1.bs., s.218
- Edip Cansever, Gül Dönüyor Avucumda, Adam Yayınları, İst., 1998, 4.bs., s.57
- A.g.e., s.70
- A.g.e., s.71
- Edip Cansever, Edip Cansever’le “Yeniden” Üstüne Konuşma, Yazko Edebiyat, Sayı:18, Nisan 1982, s.136 (Söyleşiyi Yapan: Sennur Sezer)
- Edip Cansever, Gül Dönüyor Avucumda, Adam Yayınları, İst.,1998, 4.bs., s.64