Gürhan Tümer’in 1997-2012 yılları arasında Mimarlık Dergisi’nde yazmıs oldugu yazı dizilerinin adıydı “Mea Architectura Mea Culpa”. Kısa yazılar ve denemelere eslik eden çizim ve fotograflarla karsılastıgımız yazı dizilerinin son yazısında anlatıyordu, neydi “Mea Architectura Mea Culpa”. Tümer’in sözleriyle;

“Mimarlık, yani ‘architectura’, benim mesleğim. Onu seviyorum, onun çeşitli yönleriyle ilgileniyorum. Mimarlığa ilişkin çeşitli konulara, çeşitli sorunlara, herkes gibi, benim de, kendime özgü yaklaşımlarım var. Bir başka deyişle, herkes gibi, benim de, kendime özgü bir mimarlık anlayışım, yani bir ‘MEA ARCHITECTURA’m var. Ama ben, çoğu zaman, ‘daha önemli’ sorunları bir kenara bırakıp, bu görkemli mesleğin, özellikle ülkemizde, meslektaşlarımızın büyük bir çoğunluğunun, büsbütün ‘abesle iştigal’ saymasa da, ‘marjinal’, ‘fantezi’ diye niteledikleri kimi yönleriyle daha fazla ilgileniyorum. Mimarlığa, mimarlara, binalara, mekânlara, değişik, farklı açılardan bakmak hoşuma gidiyor, bunların peşinde koşuyorum, onları arayıp buluyorum. Bu da bende, kimi zaman daha hafif, daha belirsiz, kimi zaman daha yoğun, daha belirgin bir suçluluk duygusu yaratıyor. ‘MEA ARCHITECTURA’nın hemen arkasından ‘MEA CULPA’ ’nın gelmesinin nedeni, sanırım bu duygu.

Ya peki, neden Türkçe değil de Latince? Neden “Benim Mimarlığım, Benim Suçum” değil de ‘Mea Architectura Mea Culpa’ ? O da fanzetinin bir parçası. Kabul ediyorum, o da bir suç, o da bir başka ‘mea culpa’” der.

Biz de Maltepe Üniversite’sinde bugüne dek yaptıgımız üretimlerimizi tek bir bakıs açısıyla “ne güzel yaptık” seklinde degil, ama kusurlarıyla, zorluklarıyla, farklı açılardan çektigimiz fotograflarla birlikte anlatmıs olduk, bir anlamda kendi mimarlıgımızı elestirdik.